<?xml version="1.0" encoding="windows-1254" ?>
<rss xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule"
xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel>
<title>Yehhu.Org</title>
<link>http://www.yehhu.org</link>
<description>Güncel Teknoloji Haberleri,bilim,teknoloji,bilgisayar,internet,web tasarım</description>
<language>tr</language>
<lastBuildDate>Thu, 23 Feb 2012 06:27:34 GMT</lastBuildDate>
<generator>dinamiknet</generator>
<ttl>60</ttl>
<image>
<url>http://www.yehhu.org/images/logo.gif</url>
<title>DinamikNet Web TeaM</title>
<link>http://www.yehhu.org</link>
</image>

<item>
<title>Japon firmadan uzaya asansör projesi</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6163/japon-firmadan-uzaya-asansor-projesi/</link>
<pubDate>2012-02-23 00:00:03</pubDate>
<description>Bir Japon inşaat şirketi 2050 yılına kadar 36 bin kilometre yükseklikteki bir uzay istasyonuna çıkacak bir asansör inşa etmeyi planlıyor.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Bu proje ilk bakışta tam bir &ccedil;ılgınlık gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;yor. Ancak Obayashi adlı Japon inşaat şirketi ciddi bir şekilde 2050 yılına kadar yery&uuml;z&uuml;nden 36 bin kilometre y&uuml;kseklikte bir uzay istasyonu ve bu istasyona uzanacak bir &ccedil;eşit asans&ouml;r inşa etmeyi planlıyor. İstasyona yolculuğun saatte ortalama 200 kilometre hızla yaklaşık bir hafta s&uuml;receği hesaplanıyor. Bu asans&ouml;r&uuml;n, g&ouml;kdelenlerden alışıldığı gibi bir kabin değil, yaklaşık 30 kişinin nakledilebileceği bir kaps&uuml;l olması, kaps&uuml;l&uuml;n i&ccedil;inde de bir haftalık yolculuk i&ccedil;in yaşam mekanları ve tuvaletlerin olması &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p><p>Projenin 36 bin kilometreden de y&uuml;kseğe uzanması planlanıyor. Kule benzeri bu yapının toplam 96 bin kilometre y&uuml;kseklikte olması, ucuna ise yapının dengesinin sağlayacak bir ağırlığın yerleştirilmesi hedefleniyor. Bu y&uuml;kseklik, D&uuml;nya ile Ay arasındaki mesafenin d&ouml;rtte birine denk geliyor. Turistik yolcuların uzay istasyonunda ineceğini, ancak bilim insanlarının 96 bin kilometre y&uuml;ksekliğe kadar devam edebileceğini belirten proje y&ouml;neticisi Satomi Katsuyama, &ldquo;İnsanlar hep y&uuml;ksek kulelere hayranlık duymuşlardır&rdquo; şeklinde konuşuyor. Uzay istasyonunun enerjisinin ise g&uuml;neş panelleri aracılığıyla sağlanması ve yery&uuml;z&uuml;ndeki merkezde depolanması &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p><p><strong>'Hayal olarak kalmamalı'</strong></p><p>Obayashi şirketinin uzmanları b&ouml;yle bir projenin teknik a&ccedil;ıdan m&uuml;mk&uuml;n olduğunu vurguluyor. Ancak projenin maliyetinin ne kadar olacağının hen&uuml;z hesaplanamadığını belirten Obayashi yetkilileri, hen&uuml;z bir yatırımcı bulunamadığını, ayrıca s&ouml;z konusu dev borunun d&uuml;nyanın hangi noktasına kurulacağı ya da kimin bu asans&ouml;r ile uzaya &ccedil;ıkmak isteyeceği gibi soruların yanıtsız olduğunu kaydediyor. Obayashi şirketinin s&ouml;zc&uuml;s&uuml; &ldquo;Projenin sadece bir hayal olarak kalmaması i&ccedil;in, bu fikrin geliştirilmesi &uuml;zerinde &ccedil;alışacağız&rdquo; diyor.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">Dev projelerde tecr&uuml;beli şirket</span></strong></p><p>Aslında bu, yeni bir fikir değil. Sadece bilimkurgu yazarları değil, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) de benzeri &ldquo;uzay asans&ouml;rleri&rdquo; &uuml;zerine kafa yoruyor. Obayashi, dev projelerin hayata ge&ccedil;irilmesinde tecr&uuml;beli bir şirket. İnşa edildiğinde tarihin en b&uuml;y&uuml;k olimpik stadyumu unvanını kazanan Sydney&rsquo;deki Avustralya Stadyumu ve Dubai&rsquo;deki 75 kilometre uzunluğundaki s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml;z raylı ulaşım şebekesi bu projelerden sadece ikisi. Obayashi şu anda, Japonya&rsquo;nın başkentinde inşaatı bitmek &uuml;zere olan ve 634 metre ile &uuml;lkenin en y&uuml;ksek binası unvanını alacak olan Tokio Sky Tree (Tokyo G&ouml;ky&uuml;z&uuml; Ağacı) adlı g&ouml;kdelenin de arkasındaki şirket.</p><p>Almanyın sesi</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6163/japon-firmadan-uzaya-asansor-projesi/</guid>
</item>

<item>
<title>iPad tablet aslında hangi ülkenin</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6162/ipad-tablet-aslinda-hangi-ulkenin/</link>
<pubDate>2012-02-23 00:00:02</pubDate>
<description>Amerikan Apple firması tarafından üretilen tablet bilgisayar iPad&amp;#8217;in isim haklarına ilişkin Çin&amp;#8217;de başlayan tartışma gitgide büyüyor. Çinli şirket Apple&amp;#39;a karşı dava açtı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>&Ccedil;inli bilgisayar &uuml;reticisi Proview, Şangay kentinde Apple&rsquo;a karşı bir dava a&ccedil;tı.</p><p>Apple&rsquo;ın, Şangay kentinde iPad tablet bilgisayarlarını satmayı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;p s&uuml;rd&uuml;remeyeceği belirsizliğe girdi. Şangay&rsquo;ın Pudong b&ouml;lgesinde konuyla ilgili davada, ilk duruşmadan karar &ccedil;ıkmadı. Mahkemenin kararını ne zaman a&ccedil;ıklayacağı belli olmasa da ilk duruşmayı izlemek i&ccedil;in &ccedil;ok sayıda basın mensubu mahkemeye akın etti.</p><p>Apple &Ccedil;in&rsquo;in diğer bir&ccedil;ok kentinde iPad tablet bilgisayarlarını raflardan kaldırmak zorunda kaldı bile. Ancak &Ccedil;in&rsquo;in ve d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k metropol&uuml;nde satış yasağı getirilmesinin sembolik anlamı b&uuml;y&uuml;k. Ayrıca Apple&rsquo;ın &Ccedil;in'deki beş satış merkezinden &uuml;&ccedil;&uuml; bu kentte bulunuyor.</p><p>Davacı Proview firması iPad&rsquo;in isim haklarının kendisine ait olduğunu ve Amerikan şirketinin haklarını &ccedil;iğnediği su&ccedil;lamasında bulunuyor. Aralık ayında Proview firmasının merkezinin bulunduğu &Ccedil;in'in g&uuml;neyindeki Şenzen kentinde g&ouml;r&uuml;len davayı Apple kaybetti. O zamandan bu yana iki firma arasındaki anlaşmazlık b&uuml;y&uuml;yor.</p><p>Telif hakları konusunda uzman avukat Yuan Yang, Apple&rsquo;ın hukuk&icirc; a&ccedil;ıdan zor durumda olduğunu belirtiyor: &ldquo;Ya Apple &Ccedil;in hukukundan hi&ccedil;bir şey anlamıyor. Ya da hi&ccedil; zorlanmadan kazanabileceklerine inanıyorlar. Ancak Apple&rsquo;ın bu davayı kaybetmesinin asıl nedeni mahkemeye inandırıcı belgeler sunamamış olması. Apple&rsquo;ın yerli pazara daha &ccedil;ok uyum sağlamaya &ccedil;alışması lazım. Hukuk her yerde farklı. Farklı &uuml;lkelerde farklı d&uuml;zenlemeler mevcut.&rdquo;</p><p><strong>İsim hakları tartışması</strong></p><p>Hukuk&icirc; g&ouml;zle bakıldığında davanın i&ccedil;inden &ccedil;ıkılması bir hayli zor. 10 yıldan uzun bir s&uuml;re &ouml;nce Proview Şenzen, iPad ismini tescil ettirmiş. Apple ise 2009 yılında isim haklarını satın almış ancak isim hakkını Proview Şenzen'den değil, bir başka firma aracılığıyla Proview&rsquo;in Tayvan&rsquo;da bulunan kardeş firmasından satın almış. Apple, t&uuml;m d&uuml;nyada satış haklarının kendisine ait olduğunu ileri s&uuml;r&uuml;yor. Proview ise &Ccedil;in sınırları i&ccedil;inde isim haklarının kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Ve şimdi mahkemelerin bu anlaşmazlığı &ccedil;&ouml;zmesi bekleniyor.</p><p>Proview, &Ccedil;in'in bir&ccedil;ok b&ouml;lgesinde Apple ile davalık olmuş durumda. Daha ge&ccedil;en hafta Apple &Ccedil;in&rsquo;in g&uuml;neyindeki Huizhou kentindeki davayı kaybetti. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki hafta da Guangdong b&ouml;lgesinde g&ouml;r&uuml;lecek davadan da bir karar &ccedil;ıkması bekleniyor. Proview ayrıca 40 kentte yetkililerden iPad&rsquo;lerin satışını durdurmalarını talep etti. Ancak bu talebin b&uuml;y&uuml;k oranda yerine getirilebildiğini s&ouml;ylemek zor.</p><p><strong>Gen&ccedil;ler Apple'dan yana</strong></p><p>Apple&rsquo;a adeta tapan &Ccedil;inli gen&ccedil;ler ise Proview firmasını eleştiriyor. Bir gen&ccedil; &ldquo;iPad &ccedil;ok &uuml;nl&uuml; bir marka. Proview bundan kendisine para &ccedil;ıkartmaya &ccedil;alışıyor. Bunu ahlaken doğru bulmuyorum&rdquo; diyor. Bir başka gen&ccedil; ise şunları aktrarıyor: &ldquo;Ortak bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulacaklardır. Proview&rsquo;in derdi para, Apple da iPad ismini istiyor. İki tarafı da memnun edecek bir para miktarı &uuml;zerinde pazarlık yaparak anlaşmaları lazım.&rdquo;</p><p>Muhtemel &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu da bu. G&ouml;zlemciler mahkemeye başvurmadan bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu bulunmasını &uuml;mit ediyorlar. Somut konuşmak gerekirse Apple&rsquo;ın Proview&rsquo;e y&uuml;kl&uuml; bir miktar &ouml;deme yapması gerekecek. Proview de zaten g&ouml;r&uuml;şmelere a&ccedil;ık olduğunun işaretlerini veriyor.</p><p>&copy; Deutsche Welle T&uuml;rk&ccedil;e</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6162/ipad-tablet-aslinda-hangi-ulkenin/</guid>
</item>

<item>
<title>Arı kayıplarında kaygılandıran artış</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6161/ari-kayiplarinda-kaygilandiran-artis/</link>
<pubDate>2012-02-22 12:06:02</pubDate>
<description>Bal arılarında, 2006&amp;#39;dan bu yana görülen koloni kayıpları ve özellikle ABD&amp;#39;de ortaya çıkan &amp;#39;&amp;#39;koloni çöküş sendromu&amp;#39;&amp;#39; olgusu dünyayı kaygılandırmaya devam ediyor.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Kayıpların kapsamıyla ilgili bug&uuml;ne kadar s&uuml;regelen bilgileri sistemleştirmek i&ccedil;in Avrupa, Kuzey Amerika, &Ccedil;in, İsrail ve T&uuml;rkiye'de yapılan sistematik araştırmaların sonu&ccedil;ları, ilk kez ''Journal of Apicultural Research'' adlı uluslararası dergide yayımlandı.</p><p>Araştırma, Uluslararası COLOSS (Bal arısı koloni kayıplarının &ouml;nlenmesi) ağını oluşturan 35 bilim adamı ve Kuzey Amerika'da Bilgilendirilmiş Arı Ortaklığı (BIP) kuruluşundan 15 bilim adamından oluşan bir ekip tarafından ger&ccedil;ekleştirildi.</p><p>COLOSS sonu&ccedil;larına g&ouml;re; Avrupa'daki ortalama bal arısı kayıpları, 2008-2009 kışında y&uuml;zde 7-22, 2009-2010 kışında ise y&uuml;zde 7-30 arasında değişim g&ouml;sterdi. &Ccedil;alışmaya katılan t&uuml;m &uuml;lkeler i&ccedil;in 2009-2010 d&ouml;neminde yaşanan kış kayıplarının, 2008-2009 d&ouml;nemindeki kış kayıplarından &ccedil;ok daha fazla olması &ouml;nemli bir bulgu olarak kaydedildi. 2009-2010 yılında G&uuml;neydoğu Avrupa ve &Ccedil;in'in 5 b&ouml;lgesindeki kış kayıpları d&uuml;ş&uuml;k &ccedil;ıktı. Kanada'nın 6 b&ouml;lgesinde g&ouml;zlenen kayıplar y&uuml;zde 16-25 arasında seyrederken, Nova Scotia'da y&uuml;zde 40'lık y&uuml;ksek bir kayıp g&ouml;zlendi. Birbirini izleyen 5 sene boyunca ABD'deki kış kayıplarının y&uuml;zde 30 civarında olduğu kaydedildi. Anket katılımcılarının, 2010-2011 kışında ortalama olarak kolonilerinin y&uuml;zde 38.4'&uuml;n&uuml; kaybettikleri bildirildi. ABD'de ise koloni kayıplarının toplamı ise y&uuml;zde 29 &ccedil;ıktı.</p><p>Bir&ccedil;ok &uuml;lkede, amat&ouml;r arıcıların (1-50 koloni ya da arılı kovan), orta seviyede (51-500 koloni ya da arılı kovan) veya ticari arıcılıkla uğraşan arıcılardan (500 artı arılı kovan), 3 sene boyunca daha fazla kayıp verdikleri g&ouml;zlendi.</p><p>Uluslararası Arı Araştırmaları Derneği (IBRA) Bilim Sorumlusu ve Arı Bilimi Araştırmaları Dergisi (JAR) Baş Edit&ouml;r&uuml; Norman Carreck, konuya ilişkin olarak ''Kayıp oranları &uuml;lkeden &uuml;lkeye b&uuml;y&uuml;k oranda değişmekle beraber, bu sonu&ccedil;lar bal arısı koloni kayıplarının devam etmekte olduğunu g&ouml;stermektedir. Bu durumun sebepleri konusunda kesin yargılara varamıyor olsak da, &ouml;ne &ccedil;ıkan tek bir nedenden &ccedil;ok, pek &ccedil;ok fakt&ouml;r&uuml;n birlikte etkili olduğu a&ccedil;ıktır'' ifadelerini kullandı.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">T&uuml;rkiye'deki durum</span></strong></p><p>&Ccedil;alışmanın T&uuml;rkiye ayağı ise T&Uuml;BİTAK ve T&uuml;rkiye Arı Yetiştiriciler Birliğinin katkılarıyla ger&ccedil;ekleşti. T&uuml;rkiye'de 2009 yılında ortalama kayıp y&uuml;zde 15, 2010 yılında y&uuml;zde 22, 2011 yılında ise y&uuml;zde 25 civarında oldu.</p><p>Konuya ilişkin &ccedil;alışmayı yorumlayan ODT&Uuml; Biyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml; &Ouml;ğretim &Uuml;yesi Prof. Dr. Aykut Kence, arı kayıplarının birbirini izleyen yıllarda giderek artmasının, ilerisi i&ccedil;in kaygı verici sinyaller sunduğunu s&ouml;yledi.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">Bal arılarının ekonomik &ouml;nemi</span></strong></p><p>Koloni kayıplarını &ouml;nleme ağının amacının, arı kayıplarının nedenlerini belirlemek ve bu nedenlere karşı &ouml;nlemler alarak arı kayıplarının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mek olduğunu ifade eden Kence, araştırmanın en &ouml;nemli sonu&ccedil;larından birisinin arı kayıplarının tek bir nedene bağlanamayacağı sonucu olduğunu vurguladı.</p><p>Kence, kayıp nedenlerinin b&ouml;lgelere ve &uuml;lkelere g&ouml;re değişebildiğini dile getirerek, ş&ouml;yle konuştu:</p><p>''Bu kayıpların &ouml;nemli nedenleri arasında, son 5-10 yılda arı kolonilerini etkileyen nosema cerenae, İsrail akut paraliz vir&uuml;s&uuml; gibi patojen ve vir&uuml;sler, pestisitlerin hoyrat&ccedil;a kullanımı ve k&ouml;t&uuml; beslenme gibi nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerin &ouml;nceden belirleyip bunların &uuml;zerine gitmek en uygun &ccedil;&ouml;z&uuml;m olacaktır. &Ouml;rneğin bizim &ccedil;alışmalarımızda İsrail akut paraliz vir&uuml;s&uuml;ne T&uuml;rkiye'de rastlanmamıştır. Nosema cerenae ise olduk&ccedil;a yaygındır. Bu durumda İsrail akut paraliz vir&uuml;s&uuml; i&ccedil;in &ouml;nlem almak pek yarar sağlamayacaktır. Ama nosema ceranae'nin yayılmasını &ouml;nlemeye &ccedil;alışmak arı kayıplarını &ouml;nleyebilir. Bal arılarının ekonomik &ouml;nemi sadece &uuml;rettikleri bal ile ilgili değildir. &Ccedil;i&ccedil;ekleri tozlaştırarak, bitkilerin verimini artırmadaki ekonomik katkıları, bal &uuml;retiminden gelen ekonomik katkıların en az 100 katıdır. &Ouml;yle ki yediğimiz &uuml;&ccedil; lokmadan biri arılara bağlıdır. İşte bu nedenle d&uuml;nya, arı kayıpları konusunda kaygı duyuyor ve bunları &ouml;nlemeye &ccedil;alışıyor.''</p><p>AA</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6161/ari-kayiplarinda-kaygilandiran-artis/</guid>
</item>

<item>
<title>&#39;&#39;İnsanlığa hizmet&#39;&#39; için yaşayıp ölüyorlar</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6160/insanliga-hizmet-icin-yasayip-oluyorlar/</link>
<pubDate>2012-02-22 12:05:02</pubDate>
<description>Marmara Üniversitesi bünyesindeki merkezde, bilimsel araştırmalarda kullanılmak için kobay fare yetiştiriliyor.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Marmara &Uuml;niversitesi (M&Uuml;) Deney Hayvanları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEHAMER) kurucu M&uuml;d&uuml;r&uuml; Prof. Dr. Berrak Yeğen, merkezde, bilimsel &ccedil;alışmaların ihtiyacını karşılamak amacıyla deney hayvanı (fare, sı&ccedil;an) yetiştirdiklerini s&ouml;yledi.</p><p>Prof. Dr. Yeğen, AA muhabirine yaptığı a&ccedil;ıklamada, 1992 yılında ilk kez Marmara &Uuml;niversitesi Tıp Fak&uuml;ltesi Deneysel Araştırma ve Hayvan Laboratuvarının (DAHL) kurulduğunu, laboratuvarın 1985 yılında Avrupa Topluluğu Strasbourg Bildirgesi'ni temel aldığını belirtti.<br /><br /><img style="margin: 2px; border: black 2px solid;" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/bigmanset//378420100325081525290.jpg" alt="kullan" width="505" /></p><p>Deney Hayvanları Etik Kurulu ile koordineli &ccedil;alıştıklarını, 1996-2009 yılları arasında 200 kadar projenin DAHL olanakları kullanılarak tamamlandığını aktaran Yeğen, 2000 yılından itibaren araştırıcılara deney hayvanlarını tanıma ve yaklaşım ile ilgili temel deneysel y&ouml;ntemleri g&ouml;steren sertifika programları d&uuml;zenlediklerini kaydetti.</p><p>Gelişen koşullara ve &uuml;niversitenin artan gereksinimine paralel olarak yapısal değişikliklere gidildiğini ve merkezin kurulduğunu dile getiren Yeğen, ''Merkez, deney hayvanları kullanılarak yapılan araştırmalar i&ccedil;in uygun standartlarda deney hayvanı (sı&ccedil;an, fare) yetiştirir, bazı t&uuml;rlere lojistik destek sağlar, deneylerin yapılabilmesi i&ccedil;in uygun koşullarda laboratuvar hizmetleri, veterinerlik hizmetleri ve akademik destek sağlar. Merkezin &uuml;retim ve tedarik ruhsatı sadece sı&ccedil;an ve fare &uuml;retimi i&ccedil;indir. Srague&ndash;Dawley ve Wistar albino sı&ccedil;anlar ile BALB-C fare yetiştirilmektedir. T&uuml;rkiye'de bazı merkezlerde k&ouml;pek ve domuz da kullanılabilmektedir'' diye konuştu.</p><p><br />-''Bazı alanlarda etik a&ccedil;ıdan uygun g&ouml;r&uuml;lmemektedir''-</p><p><br />Yeğen, T&uuml;rkiye'de deney hayvanları ile yapılacak olan bilimsel araştırmaların, testlerin, sağlık hizmetleri uygulamalarında b&uuml;t&uuml;n işlemlerin kayıt altına alınması, denetlenmesi ve gerektiğinde sonlandırılması i&ccedil;in 2006 yılında bir y&ouml;netmelik yayımlandığını belirtti.</p><p>Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından da deneysel ama&ccedil;lar i&ccedil;in kullanılan hayvanların &uuml;retim yerlerinin kurulması ve &ccedil;alışmalarının denetlendiğini aktaran Yeğen, ''D&uuml;nyada da benzeri uygulamalar vardır ve bazı alanlarda deney hayvanı kullanımı etik a&ccedil;ıdan uygun g&ouml;r&uuml;lmemektedir. &Ouml;rneğin, kozmetik &uuml;r&uuml;nlerin test edilmesi, askeri araştırmalar. Ancak ne yazık ki hala bu alanlarda devam edebilmektedir. Etik kurul izni alınan &ccedil;alışmalar, kimi zaman merkez b&uuml;nyesindeki laboratuvarda kimi zaman da araştırmacıların laboratuvarlarında y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmektedir. Ancak deney hayvanı kullanım sertifikası olmayan kişilerin ve kurumların bu deneyleri y&uuml;r&uuml;tmesine izin verilmemektedir'' ifadelerini kullandı.</p><p><br />-''Batılı &uuml;lkelerdeki konuma yetişmiştir''-</p><p><br />Prof. Dr. Yeğen, ş&ouml;yle konuştu:</p><p>''T&uuml;rkiye y&ouml;netmelikler konusunda &ccedil;ok ge&ccedil; kalmış olsa bile bug&uuml;n batılı &uuml;lkelerdeki konuma yetişmiştir. Ancak araştırmacıların ve toplumun bu bilin&ccedil; d&uuml;zeyine ulaşması i&ccedil;in belli bir zaman ge&ccedil;mesine gerek vardır. Deney hayvanı merkezlerinde kurslar d&uuml;zenleniyor ve araştırmacılar &uuml;cretli sertifika programlarını almak zorundalar. Bu kursu almak zorunda olan gen&ccedil; y&uuml;ksek lisans ve doktora &ouml;ğrencileri herhangi bir kadroları olmadığı gibi, bir de bu programa kayıt &uuml;creti &ouml;demek durumunda kalıyorlar. Merkezlerin neredeyse tek gelirini de aslında bu kurslar oluşturuyor. Devletin bu kuruluşlara desteğinin artması, akademik kariyerinin başındaki &ouml;ğrenciler i&ccedil;in &ouml;nemi &ccedil;ok fazla.''</p><p><br />-''Tanı ve tedavi y&ouml;ntemleri ortaya konmuştur''-</p><p><br />Bu konuda insanların bilin&ccedil;li olmadığını g&ouml;zlemlediklerini, farkındalık yaratılması i&ccedil;in eğitim programları yapılması gerektiğini ifade eden Yeğen, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:</p><p>''Deney hayvanlarına dayalı bilimsel &ccedil;alışmalar sayesinde bug&uuml;n tıpta kullandığımız tanı ve tedavi y&ouml;ntemleri ortaya konulmuştur. Aslında g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanının en &ouml;nemli ikilemidir bu. Bir taraftan hayvanlara zarar gelmesini istemeyiz ama diğer taraftan da hayvanlarda geliştirildiği i&ccedil;in bir&ccedil;ok tedavi y&ouml;nteminden de vazge&ccedil;meyiz. Bug&uuml;n &uuml;lserden kansere, aşıdan psikiyatrik ila&ccedil;lara kadar t&uuml;m buluşlarda insanlığa hizmet eden bilim adamlarının yanı sıra deney hayvanlarının hizmeti de var. Nobel alan bilim insanlarına anketlerle sorduklarında, bug&uuml;n hala tanı-tedavi amacıyla ne yazık ki hayvan deneylerinden vazge&ccedil;emeyeceğimizi ifade ediyorlar. Bilime hizmet etmeyecek ya da bilinen ger&ccedil;ekleri tekrarlamaktan &ouml;te gitmeyecek, yani orijinal olmayan araştırmalar i&ccedil;in deneysel &ccedil;alışma yapmaya g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde etik kurullar onay vermemektedir.''</p><p>DEHAMER M&uuml;d&uuml;r&uuml; Prof. Dr. G&ouml;ksel Şener de yetiştirdikleri t&uuml;rlerin &uuml;remelerinin &ccedil;ok kolay olduğunu, bu t&uuml;rlerde pek &ccedil;ok bilimsel &ccedil;alışma yapılabildiğini ve kolay temin edilebildiğini belirtti.</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6160/insanliga-hizmet-icin-yasayip-oluyorlar/</guid>
</item>

<item>
<title>Uzayda görülmemiş hızda fırtına</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6159/uzayda-gorulmemis-hizda-firtina/</link>
<pubDate>2012-02-22 09:00:02</pubDate>
<description>NASA'nın Chandra X-ray gözlemevinde yakalanmış görüntülerde, şu ana kadar görülmüş en hızlı rüzgara tanık olundu.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Yıldız genişliğinde bir kara delikten gelen en hızlı rüzgar keşfedildi.</p><p>Fotoğrafta yıldızları yutacak genişlikte bir kara deliği barındıran ikili sistem görülüyor.</p><p><img style="margin: 8px; vertical-align: middle; border: 0px;" src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//169120120222080342632.jpg" alt="kullan" width="500" /></p><p>Kara deliğin güçlü çekimi, gazı refakatçi bir yıldızdan çekiyor.</p><p>Rüzgar, kara delik etrafında sıcak gazdan oluşmuş bir diskin çevresinde dönüyor.</p><p>Yıldız genişliğinde kara delikler, güneşten 5 ya da 10 kat daha büyük devasa yıldızların düşüşüyle ortaya çıkıyor.</p><p>Hızıyla rekor kıran bu rüzgar, saatte 20 milyon mil ya da ışığın yüzde 3'ü kadar hızda hareket ediyor.</p><p>Bu, yıldız genişliğinde kara delikler için alışılmışın neredeyse 10 katı hız demek.</p><p>Başka bir beklenmeyen bulgu ise, kara deliğin etrafında dönen gaz diskinin, kara deliğin yakaladığından daha fazla madde taşıyor olma ihtimali.</p><!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6159/uzayda-gorulmemis-hizda-firtina/</guid>
</item>

<item>
<title>Nuh Tufanı&#39;yla ilgili yeni teori</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6158/nuh-tufaniyla-ilgili-yeni-teori/</link>
<pubDate>2012-02-22 06:45:02</pubDate>
<description>İstanbul Üniversitesi&amp;#39;nden Yrd. Doç. Dr. Yavuz Örnek, Nuh Tufanı&amp;#39;na ilişkin çarpıcı bir teori ortaya attı ve iddiasını Kur&amp;#39;an-ı Kerim&amp;#39;den örneklerle ispatlamaya çalıştı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p style="margin: 0px; padding: 0px;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;"><strong>Ersin Şiyhan'ın haberi</strong></span></span></p><p style="margin: 0px; padding: 0px;">&nbsp;</p><p style="margin: 0px; padding: 0px;">İnsanlık tarihinin en &ouml;nemli ortak hikayelerinden biri olan ve Kur'an-ı Kerim'de  de ge&ccedil;en Nuh Tufanı'nın nasıl ger&ccedil;ekleştiği bilimsel olarak hen&uuml;z  kanıtlanabilmiş değil. İslamiyet &ouml;ncesi T&uuml;rkler dahil olmak &uuml;zere S&uuml;merler,  Asurlar ve Babiller, Tufan konusunda &ouml;nemli veriler bıraktıkları gibi, İncil,  Tevrat ve son olarak Kur'an-ı Kerim gibi kutsal kitaplarda da B&uuml;y&uuml;k Tufan  anlatılmaktadır. Ancak B&uuml;y&uuml;k Tufan'a neden olan suyun nereden gelip nereye  gittiği, Tufan'ın t&uuml;m d&uuml;nyada mı yoksa sadece bir b&ouml;lgede mi olduğu, ya da  Tufan'dan sadece gemiye binenlerin mi yoksa başkalarının da mı kurtulduğu gibi  sorular hen&uuml;z bilimsel olarak cevap bulamadı.<br /><br />Bu sorulara cevap arayan  bilim adamlarından birisi de İstanbul &Uuml;niversitesi'nden Yrd. Do&ccedil;. Dr. Yavuz  &Ouml;rnek. İddialarını kendi kurduğu www.yavuzornek.com adlı internet sitesinde  yayınlayan ve bilimsel verileri de paylaşan Dr. Yavuz &Ouml;rnek, bilinen Tufan  teorilerine farklı bir bakış a&ccedil;ısıyla yaklaşarak &ccedil;ok &ccedil;arpıcı bir iddiayla  g&uuml;ndeme geldi. Yavuz &Ouml;rnek, "Bazı bilim adamları d&uuml;nyaya yakın ge&ccedil;en bir g&ouml;k  cisminin yeraltı sularını yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ektiğini ve şiddetli yağışların olduğunu  tahmin etmektedirler. Bizim burada ileri s&uuml;receğimiz teoride de bir g&ouml;k cisminin  etkisi olduğu vurgulanacaktır. Ancak bug&uuml;n d&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n yeraltı sularının  tamamı yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıksa bile bir Tufan i&ccedil;in yeterli değildir. Zaten bunu  s&ouml;yleyenler Tufan'ın b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada değil sadece bir b&ouml;lgede olduğuna  inanmaktadırlar. Kendileri de bilmektedir ki yeraltının b&uuml;t&uuml;n suları d&uuml;nyayı  kaplamaz" diyerek teorisinin başlangı&ccedil; kaynağını a&ccedil;ıkladı.<br /><br /><span style="color: #0000ff;"><strong>"BU  ASTRONOMİK BİR OLAYDI"</strong></span><br /><br />Yaptığı araştırmalar sonucunda Tufan'ın  astronomik bir olay olduğuna inandığını belirten Yavuz &Ouml;rnek, "Tufan'da  yeraltından suların fışkırdığı ve şiddetli yağmurların yağdığı Kur'an-ı Kerim'de  bildirilmektedir. Tevrat'ta ve İncil'de ve hatta bazı &ccedil;ok eski yazılı  kaynaklarda da bundan bahsedilmektedir. Yerden suların kaynaması yeraltı  sularının yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkması anlamı taşır ki bunun fiziksel bir olay sonucu  olduğu apa&ccedil;ıktır. Yeraltı sularının yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmasını bazı sebeplere  dayandırabiliriz. Birincisi mağmadaki hareketlenme. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya &ccedil;apında mağmada  yery&uuml;z&uuml;ne doğru bir hareketlenme olduysa yeraltı suları ısınarak yery&uuml;z&uuml;ne  &ccedil;ıkabilir, sıcak olduğu i&ccedil;in buharlaşarak şiddetli yağmurların yağmasına sebep  olabilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de yerden su kaynıyordu deniliyor. Tabi ki bu  yerden su fışkırıyordu manası da taşır. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'de bahsi ge&ccedil;en  'tandır' kelimesini bazı tefsirciler d&uuml;nya, yer olarak tefsir etmişlerdir. Yani  bu ayetten yeraltından sıcaklığın yery&uuml;z&uuml;ne doğru &ccedil;ıktığını anlayabiliriz.  D&uuml;nyanın ısısında bir artışın olduğu muhakkak. Buna sebep olanda mağmadır. Mağma  hareketlendi ise d&uuml;nya y&uuml;z&uuml;nde şiddetli depremlerin olması gerekiyor ki Altay  T&uuml;rklerinin tufan efsanesinde şiddetli depremlerin olduğu belirtiliyor.  Yery&uuml;z&uuml;ne veya yery&uuml;z&uuml;ne yakın yerlere bazı yerlerde mağmanın &ccedil;ıkması m&uuml;mk&uuml;n.  İşte bu Tufan'ın ne zaman olduğu hakkında bize bilgi verebilir. Mağmanın da  hareketlenmesine sebep olan ya bir i&ccedil; hareketlenme veya astronomik bir olaydır.  Biz &ouml;yle inanıyoruz ki bu astronomik bir olaydı".<br /><span style="color: #0000ff;"><br /><strong>"YERDEN YUKARI  KAYNAYAN SULARDAN MAKSAT YERY&Uuml;Z&Uuml;N&Uuml;N AŞIRI ISINDIĞIDIR"</strong></span><br /><br />Hazreti  Nuh'un gemisine bitkilerin de alındığını belirten Dr. Yavuz &Ouml;rnek, "Gemiye deniz  ve tatlı su canlıları ve bitkileri de alındı. Altı ay su altında kalan her bitki  &ouml;lmez. Ancak mağmanın sebep olduğu y&uuml;ksek sıcaklıktaki sular bitkilerin &ouml;l&uuml;m&uuml;ne  sebep olur. Yery&uuml;z&uuml;nde bazı katmanlarda bulunabilecek veya mevcut bulunmuş  hayvan kalıntılarının yaşı orada bulunan bitki kalıntılarının yaşı ile aynı ise  bunun tufandan kalma ihtimalini arttırır. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada b&uuml;t&uuml;n bitkiler ve b&uuml;t&uuml;n  hayvanlar aynı anda &ouml;l&uuml;yorsa muhakkak bir iz kalmıştır. Gemiye hem bitkiler, hem  hayvanlar hem de insanlar alınmıştır. Ancak gemiye deniz canlıları da  alınmıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o sıcak ve asitli suda deniz canlılarının sağ kalması m&uuml;mk&uuml;n  değildir. Altı ay i&ccedil;inde meyva &ccedil;ekirdeklerinin de su i&ccedil;inde bozulmayacağı  s&ouml;ylenebilir ama sıcak su i&ccedil;inde bozulur. O halde yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkan yeraltı suları  &ccedil;ok sıcaktı. Nitekim Kur'an-ı Kerim de bunu haber veriyor. Şahsi kanaatim yerden  yukarı kaynayan sulardan maksat yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n aşırı ısındığıdır"  dedi.<br /><br /><span style="color: #0000ff;"><strong>"YERALTI SULARI D&Uuml;NYAYI BİR TUFAN ŞEKLİNDE  KAPLAYAMAZ"</strong></span><br /><br />Yrd. Do&ccedil;. Dr. Yavuz &Ouml;rnek teorisini şu s&ouml;zlerle  s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;: "Burada &ccedil;ok &ouml;nemli bir konu g&uuml;ndeme geliyor. Bug&uuml;n yeraltı  sularının tamamı yer&uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıksa dahi tufanda belirtilen bir olay olmaz,  d&uuml;nyanın tamamını su kaplamaz. D&uuml;nyanın tamamını dağları aşacak kadar su  yeraltında mevcut değildir. Hemen şu soru akla gelebilir. O zamanki yery&uuml;z&uuml;  şekilleri ile şimdiki aynı olamaz. Doğru ama o zamanda dağların veya y&uuml;ksek  tepelerin olduğunu kuranı kerimden anlıyoruz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Nuh Aleyhisselam'ın  gemisinin Cudi'ye indiği Kur'an-ı Kerim'de yazılı. Cudi Arap&ccedil;a'da dağ veya  y&uuml;ksek&ccedil;e yer demektir.<br /><br />Yeraltı sularının d&uuml;nyayı tamamen kaplayamayacağı  bir ger&ccedil;ektir. Peki bu su nereden geldi? Tufandan &ouml;nce d&uuml;nyada b&uuml;y&uuml;k bir soğuk  d&ouml;nem yaşandığını ve d&uuml;nyanın b&uuml;y&uuml;k kısmını buzulların kapladığını, buzul  sınırlarının bug&uuml;nk&uuml; sınırlarından iki &uuml;&ccedil; bin km daha ekvatora yakın b&ouml;lgelerden  başladığını, yeraltındaki mağma hareketi ile bu buzulların eridiğini ve suların  d&uuml;nyayı tufana g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nelim. B&ouml;yle bir olayın d&uuml;nyayı altı ay su  altında bırakmayacağı a&ccedil;ıktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sular okyanuslara doğru akarak yery&uuml;z&uuml;nde  suyun birikmesini &ouml;nler. Okyanus tabanlarının bug&uuml;nk&uuml;nden &ccedil;ok daha y&uuml;ksekte  olduğunu farz edelim. Evet bu takdirde d&uuml;nyada bir tufan vuku bulur ancak buzul  &ccedil;ağından &ouml;nceki havaların normal sıcaklıkta olduğu &ccedil;ağlarda da d&uuml;nyanın sular  altında kalması lazım gelir ki bu m&uuml;mk&uuml;n değildir. Yani yeraltı suları ve  &ccedil;&ouml;z&uuml;nm&uuml;ş buzullar tufanın ger&ccedil;ek sebebi değildir.<br /><br /><span style="color: #0000ff;"><strong>"SU UZAYDAN MI  GELDİ?"</strong></span><br /><br />Tufan olayını bilimsel olarak &ccedil;&ouml;zebilecek en mantıklı  yaklaşımın 'suyun uzaydan geldiği' teorisi olduğunu savunan Yavuz &Ouml;rnek, "Tufana  sebep olması m&uuml;mk&uuml;n olan başka bir olay daha var. D&uuml;nyada bug&uuml;nk&uuml; kadar su  yoktu. Su uzaydan geldi. Tufan olayını bilimsel olarak &ccedil;&ouml;zecek en mantıklı  d&uuml;ş&uuml;nce budur. Bakın Mayalar ne diyor. "g&ouml;klerden b&uuml;y&uuml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler geldi ve ardı  arkası kesilmeyen yağmurlar gece g&uuml;nd&uuml;z yağdı. G&ouml;kler yere iniyordu sanki  karalar &ccedil;&ouml;kt&uuml; ve bir anda her şey sona eriverdi." Tabi ki sadece mayaların  efsanesi ile b&ouml;yle bir iddiada bulunamayız. Ancak yeraltı sularının ve  buzulların d&uuml;nyada bir tufan oluşturamayacağı da bir ger&ccedil;ektir. Suyun uzaydan  geldiğine dair &uuml;&ccedil; delil vardır. Birincisi Kuranı kerimde bildirilen "biz  g&ouml;klerin kapılarını a&ccedil;tık" ayeti kerimesi, yeraltı sularının yetersizliği ve  k&uuml;lt&uuml;rlerdeki bilgiler. Ger&ccedil;ek şu ki tufanın b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada olduğunu bildikten  sonra mevcut şartlar i&ccedil;inde b&ouml;yle bir tufanın oluşması i&ccedil;in d&uuml;nyada bulunan  sudan &ccedil;ok daha fazlasına ihtiya&ccedil; vardır ve bu da d&uuml;nya dışından gelmiştir"  dedi.<br /><br />&Ouml;rnek, teorisini, "Birinci ihtimal bir kuyruklu yıldızdır. Kuyruklu  yıldızlar donmuş su, toz ve gazlardan ibarettir. D&uuml;nyanın y&ouml;r&uuml;ngesine giren dev  bir kuyruklu yıldız tufana sebep olur. Hem &ccedil;ekimle mağmayı tetikler, yeraltı  sularını yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkarır hem de b&uuml;nyesindeki buzun erimesi ile suyunu d&uuml;nyaya  kaptırır. İkinci ihtimal ay bir astronomik olayla atmosferini kaybetti. Su  buharı ve gazlardan oluşan karışım bin yıl gibi bir zamanda d&uuml;nyaya ulaştı.  &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; bir ihtimal d&uuml;nyaya yakın ge&ccedil;en bir g&ouml;k cisminin atmosferini d&uuml;nyaya  kaptırması. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; ve zayıf bir ihtimal d&uuml;nyanın aydan başka bir uydusu daha  vardı. Atmosferini d&uuml;nyaya kaptırdıktan sonra uzayın boşluğuna gitti. Beşinci  bir ihtimal su buhar halinde g&ouml;ktaşları gibi uzayın bilinmeyen bir yerinden  geldi" diyerek s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;.<br /><br /><span style="color: #0000ff;"><strong>"KUR'AN-I KERİM TEKNİĞİN BUG&Uuml;N  &Ccedil;&Ouml;ZEMEDİĞİ Y&Uuml;KSEK FEN İLİMLERİNDEN HABER VERMEKTEDİR"</strong></span><br /><br />Teorisine  destek olarak Kur'an-ı Kerim'den ayetleri de misal veren Yavuz &Ouml;rnek, "Kur'an-ı  Kerim'de, 'ey g&ouml;k suyu tut' deniliyor. Burada bulutların artık yağmura  d&ouml;n&uuml;şmediği anlaşılıyorsa da uzaydan d&uuml;nyaya su geldiğini bilmediğimiz i&ccedil;in  sadece o ihtimali d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Eğer d&uuml;nyaya uzaydan su gelme ihtimali olduğu fen  bilim adamları tarafından bilinseydi o ayetin bu manayı da i&ccedil;erebileceğini  s&ouml;yleyebilirdik. Yine Kur'an-ı Kerim'de 'g&ouml;ğ&uuml;n kapılarını a&ccedil;tık' buyruluyor.  G&ouml;ğ&uuml;n kapıları neye a&ccedil;ıldı, gelen suya mı? Kur'an-ı Kerim'e mana vermekten son  derece sakınan biri olarak şunu hemen ifade edeyim, Kur'an-ı Kerim tekniğin  bug&uuml;n &ccedil;&ouml;zemediği y&uuml;ksek fen ilimlerinden haber vermektedir. Kur'an-ı Kerim'de  ge&ccedil;en ilmi konulara a&ccedil;ıklık getirmek i&ccedil;in yapılan &ccedil;alışmalar Kur'an-ı Kerim'e  mana vermek değildir. Nitekim 'iki deryayı ayrı tutan Rabbin' ayetinin hikmetini  anlamak i&ccedil;in denizleri ayıran boğazlarda ilmi araştırma yapmak kurana mana  vermek değildir o ayetin bildirdiğini bulmaktır, anlamaktır. Bizim de burada  yaptığımız aynıdır. 'Ey g&ouml;k suyunu tut' ayetinde bildirilen bulutlar mı yoksa  uzayın bir yerinden gelen su mu. Diyelim ki su uzaydan geldi. Uzay boş olduğu  i&ccedil;in su molek&uuml;llerinin uzayda su şeklinde bulunması imkansızdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; devamlı  &ccedil;arpışan su molek&uuml;lleri birbirlerini itecekleri i&ccedil;in su haline gelemezler. Ancak  su molek&uuml;lleri birbirlerini &ccedil;ektikleri i&ccedil;in &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k yoğunlukta buhar halinde  bulunabilirler. Mesela ayda su var deniliyor elbette ki ayda su olamaz &ccedil;&uuml;nk&uuml;  derhal buharlaşır ama &ccedil;ok soğuk bir b&ouml;lgede buz halinde toprağın altında  bulunabilir. Toprağın &uuml;st&uuml;nde buz halinde de bulunamaz &ccedil;&uuml;nk&uuml; buzun y&uuml;zeyinde de  buharlaşma olur. Ayda su varsa &ccedil;ok soğuk bir b&ouml;lgede yani ayın kutuplarında eksi  180 derece civarında, buz halinde ve beton gibi sertleşmiş, kayalaşmış toprağın  altındadır" dedi.&nbsp;<br /><br /><span style="color: #0000ff;"><strong>"PEKİ D&Uuml;NYAYI KAPLAYAN SULAR NEREYE  &Ccedil;EKİLDİ"</strong></span><br /><br />Tufan'a neden olan aşırı yağmurların ve suyun Tufan'dan  sonra nereye gittiği sorusunun cevaplanamadığına da dikkat &ccedil;eken Yavuz &Ouml;rnek,  "Peki d&uuml;nyayı kaplayan bu sular nereye &ccedil;ekildi? Bir kısmı yeraltına gitti,  nitekim Kur'an-ı Kerim'de 'ey yer suyu yut' denilmektedir. Ancak yukarıda da  değindiğimiz gibi yeraltına giden sular d&uuml;nyayı kaplayacak kadar değildir. Peki  suyun gerisine ne oldu? Tufanın altı ay s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; bildiriliyor. Bu altı ay i&ccedil;inde  &ccedil;ok şiddetli bir kış ile suların bir kısmı kuzey ve g&uuml;ney yarım k&uuml;resinde  buzullaştı. Mağmadaki hareketlenmeden dolayı &uuml;st&uuml;ne binen ağır su k&uuml;tlesinin  etkisi ile okyanus tabanları &ccedil;&ouml;kmeye başladı. Karalar ise bazı yerlerde  y&uuml;kselmeye başladı. &Ccedil;&ouml;kmenin bug&uuml;n bilinen jeolojik &ccedil;&ouml;kmelerden &ccedil;ok daha hızlı  olması gerekir. Takip eden yıllarda suların bir kısmı yeraltına giderken bir  kısmı da &ccedil;&ouml;ken deniz tabanlarına kayarak suların karalardan yavaş yavaş  &ccedil;ekilmesine sebep oldu. Suların bir kısmı da buzulları oluşturarak su  seviyesinin d&uuml;şmesine sebep oldu. Tufandan &ouml;nce d&uuml;nyada y&uuml;ksek dağlar yoktu  denizler ve okyanuslar bu kadar derin değildi. Mayalar tufanda karaların  &ccedil;&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; haber vermektedirler. O halde bir buzul &ccedil;ağının hemen akabinde d&uuml;nyaya  yakın ge&ccedil;en bir g&ouml;k cismi tufana sebep oldu denilebilir. Ve bu g&ouml;k cisminden  yayılan toz bulutları y&uuml;z&uuml;nden d&uuml;nya yeterli g&uuml;neş ışığını alamadığı i&ccedil;in &ccedil;ok  şiddetli bir kış yaşadı. B&ouml;yle bir olay olduysa denizaltındaki karaların i&ccedil;  kısımlarında ve buzulların i&ccedil;inde bu kalıntılara rastlanabilir. Nitekim son  zamanlarda buzul tabakaları arasında radyoaktif kalıntılara rastlanmıştır.  Ayrıca Altay T&uuml;rklerinin tufan efsanelerinde tufandan sonra şiddetli soğukların  olduğu yazılıdır" şeklinde konuştu.<br /><br />"Tufanda d&uuml;nyaya doğru uzaydan  milyarlarca ton tutan bir su bulutunun veya bir kuyruklu yıldızın gelmesi b&uuml;y&uuml;k  bir ihtimaldir. Yerin &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml;ne kapılarak atmosfere karıştı ve şiddetli  yağmurları oluşturdu. Me&ccedil;hul g&ouml;k cisminin &ccedil;ekimi ile mağma da yery&uuml;z&uuml;ndeki  buzulları eriterek d&uuml;nyayı su kapladı. Suyunu kaptıran bu g&ouml;k cismi bilinmeyen  bir g&ouml;k cismi olabileceği gibi d&uuml;nya y&ouml;r&uuml;ngesinden ayrılan bir uydu veya şimdiki  tek uydumuz da olabilir."</p><p style="margin: 0px; padding: 0px;">&nbsp;</p><p style="margin: 0px; padding: 0px;">(İHA)</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6158/nuh-tufaniyla-ilgili-yeni-teori/</guid>
</item>

<item>
<title>Uzayda &#39;&#39;Su dünyası&#39;&#39; bulundu</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6157/uzayda-su-dunyasi-bulundu/</link>
<pubDate>2012-02-22 00:00:03</pubDate>
<description>Gök bilimciler, yoğun, buharlı atmosferi olan yeni bir gezegen türünün varlığını ispatladı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>G&uuml;neş Sistemi dışındaki ''GJ 1214b'' adlı gezegen, D&uuml;nya'dan b&uuml;y&uuml;k, J&uuml;piter gibi gaz devlerinden ise daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k.</p><p>Hubble teleskobu ile yapılan g&ouml;zlemler, ''S&uuml;per D&uuml;nya'' adı verilen gezegenin k&uuml;tlesinin b&uuml;y&uuml;k bir kısmının sudan oluştuğunu belirledi.</p><p>Harvard &Uuml;niversitesi Astrofizik B&ouml;l&uuml;m&uuml;'nden Zachory Berta, ilk kez 2009 yılında keşfedilen ''GJ 1214b''nin bilinen hi&ccedil;bir gezegene benzemediğini s&ouml;yledi.</p><p>&Ccedil;apı D&uuml;nya'nınkinin 2,7 katı b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde olan gezegen, 2 milyon kilometre uzaklıktaki kırmızı c&uuml;ce bir yıldızın y&ouml;r&uuml;ngesinde yer alıyor.</p><p>Gezegendeki sıcaklığın 200 dereceden fazla olduğu sanılıyor.</p><p>Yapılan &ouml;l&ccedil;&uuml;mler, GJ 1214b'nin D&uuml;nya'dan daha fazla suya sahip olduğunu g&ouml;steriyor.</p><p>Bilim adamları, y&uuml;ksek ısı derecesi ve basıncın gezegende ''Sıcak buz'' ya da ''S&uuml;per akışkan su'' gibi egzotik maddelerin bulunabileceğine işaret ettiğini belirtti.</p><p>GJ 1214b ile ilgili bulgular, ''Astrophysical Journal'' adlı dergide yayımlanacak.</p>    <p><strong>AA</strong></p>  <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6157/uzayda-su-dunyasi-bulundu/</guid>
</item>

<item>
<title>31 bin yıllık tohum canlandırıldı</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6156/31-bin-yillik-tohum-canlandirildi/</link>
<pubDate>2012-02-22 00:00:02</pubDate>
<description>Sibirya'da binlerce yıllık donmuş topraklarda bulunan bir sincap yuvasından çıkan hazine araştırmacıları şaşırttı. Canlandırılan en eski bitki olarak kayıtlara geçti.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Sibirya'da binlerce yıllık donmuş topraklarda bulunan bir sincap yuvasından çıkan hazine araştırmacıları şaşırttı.</p><p>Kolima Nehri kıyılarında 40 metre derinlikte bulunan yuvada sincapların depoladıkları meyve ve tohumlardan kalanlar yeşertildi.</p><p>31 bin yıl öncesinden kalma donmuş hücrelerin laboratuarda buzu çözdürülüp büyütülmesi başarıldı.</p><p>Ortaya beyaz yapraklı, güçlü ve tohum verebilen bir tür karanfil çıktı.<br /><br />Elde edilen bu karanfil şimdiye kadar canlandırılan en eski bitki olarak kayıtlara geçti.</p><p>Bundan önceki en eski bitki İsrail'de bulunan 2 bin yıllık tohumlardan yetiştirilen palmiyeydi.<br /><br />Uzmanlar bir tür gen havuzu işlevi gören permafrostta yani toprağın donmuş alt katmanlarında bozulmadan saklanan doku örneklerinden binlerce yıllık bitki ve hayvanların yeniden canlandırılabileceğini belirtiyorlar.</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6156/31-bin-yillik-tohum-canlandirildi/</guid>
</item>

<item>
<title>Yerli tablete kademeli teşvik geliyor</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6155/yerli-tablete-kademeli-tesvik-geliyor/</link>
<pubDate>2012-02-21 15:00:03</pubDate>
<description>Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Tablet bilgisayarlar ve akıllı tahta üretiminin de çok önemli bir konu olduğunu vurgulayarak, &amp;#39;&amp;#39;yerli üretime&amp;#39;&amp;#39; kademeli teşvik verileceğini açıkladı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Erg&uuml;n, Fatih Projesi kapsamında akıllı tahta ve tablet bilgisayarları T&uuml;rkiye'de &uuml;retmeyi taahh&uuml;t eden firmaya ihaleyi vereceklerini belirterek, ''Birinci yıl y&uuml;zde 40 yerlilik oranına, ikinci yıl y&uuml;zde 60, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; yıl y&uuml;zde 80 yerlilik oranına ulaşmayı taahh&uuml;t eden firmadan alacağız. Kademe şartnamede de olacak'' dedi.</p><p>Erg&uuml;n, Kanal 24&rsquo;te katıldığı bir televizyon programında Fatih Projesi ile ilgili alınan ''yerlilik oranı'' kararını a&ccedil;ıkladı.</p><p>Bakan Erg&uuml;n, Fatih Projesi'nin kaldıra&ccedil; g&uuml;c&uuml; olan bir proje olduğuna işaret ederek, b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğrencilerin artık akıllı tahtalar ve tablet bilgisayarlarla, e-kitaplarla eğitimlerini devam ettireceklerini, bu durumun yazılım sekt&ouml;r&uuml; ve ders i&ccedil;erikleriyle ilgili &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir sekt&ouml;r&uuml; de meydana getireceğini s&ouml;yledi.</p><p>Tablet bilgisayarlar ve akıllı tahta &uuml;retiminin de &ccedil;ok &ouml;nemli bir konu olduğunu vurgulayan Erg&uuml;n, proje kapsamında ''yerli &uuml;retime'' kademeli teşvik verileceğini a&ccedil;ıkladı.</p><p><strong>Nihat Erg&uuml;n, ş&ouml;yle devam etti:</strong></p><p>''Şimdi diyoruz ki, biz b&ouml;yle b&uuml;y&uuml;k bir proje başlattık, bu 7-8 milyar dolarlık bir tablo oluşturuyor 4 yıl i&ccedil;erisinde. Biz bu yapıdan bir &uuml;retim de &ccedil;ıkarmak istiyoruz. Kim bu akıllı tahtayı ve tablet bilgisayarları T&uuml;rkiye'de &uuml;retmeyi taahh&uuml;t ediyorsa ondan alacağız. İşte belki kademe şartnamede olacak. Birinci yıl y&uuml;zde 40 yerlilik oranına, ikinci yıl y&uuml;zde 60, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; yıl y&uuml;zde 80 yerlilik oranına ulaşmayı taahh&uuml;t eden firmaya biz bunu vereceğiz. Bu firma kimse yani, siz olursunuz, başkası olur, rekabete a&ccedil;ık bir şekilde tabii ki bunlar ger&ccedil;ekleştirilecek. Ama &ouml;nemli olan şu; eskiden bu y&uuml;ksek satın alma g&uuml;c&uuml;n&uuml; ucuza alalım diye kullanıyorduk. Şimdi size diyoruz ki, kardeşim biz 10 bin tane alacağız, ama burada &uuml;retirsen alırız senden. Şimdi siz de bakıyorsunuz, ya sayı 1.000'den 10 bine &ccedil;ıktı, 100 bine &ccedil;ıktı. O zaman burada bir &uuml;retim bandı kurmak avantajlı, benim i&ccedil;in de avantajlı ve s&uuml;rekli bir pazar, siz yatırımınızı buraya getiriyorsunuz bu sefer. B&ouml;ylece yatırımı da &ccedil;ekmiş oluyoruz. O teknolojiye sahip oluyoruz, o know-how bizim oluyor. Daha &ouml;nce ithal ettiğimiz &uuml;r&uuml;nleri, bu sefer i&ccedil;eride &uuml;reten, hatta ihra&ccedil; eden bir &uuml;lke haline gelmiş oluyoruz. Yani, offset sistemlerinin ve kamunun proje kabiliyetinin, y&uuml;ksek satın alma g&uuml;c&uuml; kabiliyetinin bir kaldıra&ccedil; olarak kullanılması &ccedil;ok &ouml;nemli sonu&ccedil;lar doğuruyor. Yeni d&ouml;nemde inşallah bu sonu&ccedil;ları da hep beraber g&ouml;rm&uuml;ş olacağız.''</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">-''Fatih Projesi komşu &uuml;lkelere de &ouml;rnek olacak''-</span></strong></p><p>Erg&uuml;n, Fatih Projesi ile b&uuml;y&uuml;k bir yazılım sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;n de doğacağını belirterek, ''&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, ders i&ccedil;erikleri, değişik aplikasyonlar yazılacak s&uuml;rekli. Bunun i&ccedil;in, yani gen&ccedil; yazılımcılar s&uuml;rekli &ccedil;alışacaklar, onlar i&ccedil;in de b&uuml;y&uuml;k bir pazar meydana gelecek. Komşu &uuml;lkeler de eğitim potansiyellerini artırmak i&ccedil;in, bizdeki başarı hikayelerini g&ouml;recekler, o başarı hikayelerini kendi &uuml;lkelerinde yaşatmak isteyecekler ve onlarla belki bizim bu alanda attığımız adım b&uuml;t&uuml;n etrafımızdaki &uuml;lkelere de &ouml;rnek olacak ve b&uuml;y&uuml;k bir ihracat potansiyeli ortaya &ccedil;ıkacak'' diye konuştu.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">-''Boeing ve Airbus'a par&ccedil;a veriyoruz''-</span></strong></p><p>Bakan Erg&uuml;n, kamu ihalelerinde, kamunun projelerinde offset uygulamalarıyla ilgili de bilgi vererek, uygulamaya ilk savunma projeleriyle başlandığını ve &ccedil;ok iyi bir noktaya gelindiğini s&ouml;yledi.</p><p><strong>Uygulama ile T&uuml;rkiye'de bir s&uuml;r&uuml; savunma şirketinin ortaya &ccedil;ıktığını belirten Erg&uuml;n, şunları kaydetti:</strong></p><p>''Bunlar, k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;aplı şirketlerdi, sonra onlar kendine mahsus &uuml;r&uuml;nler de geliştirmeye başladılar. Bunu diğer alanlara da yaygınlaştırıyoruz. Yani offset sistemini diyelim ki Sağlık Bakanlığı'nın tıbbi cihaz alımları konusunda da offset mekanizmalarını geliştireceğiz. Veya işte T&uuml;rk Hava Yolları'nın u&ccedil;ak alımlarını, havacılık sekt&ouml;r&uuml;n&uuml; de başlattık. Şimdi T&uuml;rk Hava Yolları'nın u&ccedil;ak alımları sebebiyle bazı şartlar konuldu, offset şartları konuldu. Bazı havacılık firmalarımız şimdi Boeing'e par&ccedil;a veriyorlar, Airbus'a par&ccedil;a veriyorlar mesela.</p><p>Yani 500 milyon dolarlık bir yılda par&ccedil;a alımı taahh&uuml;d&uuml; yapılmıştı, ama beğenildi, havacılık sekt&ouml;r&uuml; de gelişti. 1 milyar dolarlık, 1,5 milyar dolarlık par&ccedil;a vermeye başladık Boeing'e, Airbus'a. Bu par&ccedil;alar g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e gelişiyor. İşte g&ouml;vde par&ccedil;ası, kuyruk par&ccedil;ası, yarın &ouml;b&uuml;r g&uuml;n elektronik par&ccedil;alar vesaire gibi zaten bu b&uuml;y&uuml;k &uuml;retimler; u&ccedil;ak gibi vesaire gibi b&uuml;y&uuml;k &uuml;retimler d&uuml;nyanın değişik yerlerine bu t&uuml;r sistemlerle yaygınlaştırılıyor. Biz de bundan istifade etmek amacıyla bunu yaygınlaştırıyoruz. İşte sağlık sekt&ouml;r&uuml;nde, eğitim sekt&ouml;r&uuml;nde, şimdi Fatih Projesi'yle bunu yaygınlaştıracağız.''</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">-Petrol fiyatlarının sanayiye etkisi-</span></strong></p><p><strong>Nihat Erg&uuml;n, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın sanayiye etkisinin ne olacağına ilişkin de şunları s&ouml;yledi:</strong></p><p>''Petrol fiyatlarında zaman zaman dalgalanmalar oluyor, daha &ouml;nce de oldu, aşırı y&uuml;kselmeler oldu. Tabii ki bu bizim petrol fiyatlarımıza, i&ccedil;erideki fiyatlarımıza da yansıyor. M&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar bunu değişik mekanizmalarla aşırı derecede sanayimizi etkilemeyecek hale getirmeye &ccedil;alışıyoruz; &uuml;zerindeki vergi y&uuml;kleri hafifletiliyor vesaire.</p><p>Ama nihayetinde bizim dışımızdaki bir gelişme olarak ve enerjide dışa bağımlı bir &uuml;lke olarak bu t&uuml;r gelişmeler bizim &uuml;retim maliyetlerimizi, enerji maliyetlerimizi nispi olarak etkileyecektir. Bunlar bizim karlılığımızı belki azaltacak, sanayiciler karlarından fedakarlık ederek bir m&uuml;ddet bunu finanse etmeye &ccedil;alışacaklar. Biz başka t&uuml;rl&uuml; destek mekanizmalarıyla bunu bir miktar aşağıya &ccedil;ekmeye &ccedil;alışacağız. Ama nihayetinde 'hi&ccedil; etkilenmeyeceğiz' desek bu ger&ccedil;ek&ccedil;i bir şey olmaz. D&uuml;nyanın bug&uuml;nk&uuml; konjonkt&uuml;r&uuml; bu t&uuml;r etkilenmelere son derece a&ccedil;ık.''</p>    <p><strong>AA</strong></p>  <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6155/yerli-tablete-kademeli-tesvik-geliyor/</guid>
</item>

<item>
<title>32 bin yıllık donmuş meyveden bitki ürettiler</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6154/32-bin-yillik-donmus-meyveden-bitki-urettiler/</link>
<pubDate>2012-02-21 15:00:02</pubDate>
<description>Rus bilimadamları, 32 bin yıl önce sincapların donmuş topraklara depoladıkları meyveden bitki büyüttüklerini açıkladılar.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Rus H&uuml;cre Biyofizik Enstit&uuml;s&uuml; araştırmacıları, meyveyi Sibirya'daki Kolmya nehri kıyılarında daha &ouml;nce mamut kemiği aranan bir b&ouml;lgede bulduklarını belirterek, meyveden karanfil ailesine mensup "Silene stenophylla" bitkisini yetiştirmeyi başardıklarını kaydettiler.</p><p>&Ccedil;alışmalarını Ulusal Bilimler Akademisi dergisinde (PNAS) yayınlayan Rus bilimadamları, bunun hayat kazandırılan en eski bitki materyali olduğunu belirttiler. Bundan &ouml;nce İsrail'deki Masada'da 2 bin yıl &ouml;nce depolanmış tohumlardan palmiye ağacı yetiştirilmişti.</p><p>Araştırma ekibinin başkanı Profes&ouml;r&uuml; David Gili&ccedil;inski ise makale yayınlanmadan birka&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce &ouml;ld&uuml;.</p><p>Gili&ccedil;inski ve ekibi makalelerinde, nehir kıyısında sincapların a&ccedil;tığı 70 civarında kış uykusu yuvası bulduklarını belirterek, bug&uuml;nk&uuml; toprak seviyesinden 20 ila 40 metre aşağıda mamut, t&uuml;yl&uuml; gergedan, bizon, at, geyik gibi memeli hayvanların kemiklerinin bulunduğu katmanlardaki sincap yuvalarında o d&ouml;nemin faunasının diğer temsilcilerinin kalıntılarının yanı sıra meyve kalıntıları da bulunduğunu kaydetti.</p><p>Meyvede tohum yapan organ olan plasentadan donmuş h&uuml;creleri alıp Moskova'daki laboratuvara g&ouml;t&uuml;rd&uuml;klerini belirten araştırmacılar, daha sonra h&uuml;crelerin buzunu &ccedil;&ouml;z&uuml;p, &ouml;zel k&uuml;lt&uuml;r kaplarının i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;tmeye başladıklarını ve bitkinin kısa s&uuml;re i&ccedil;inde g&uuml;&ccedil;lenip, &ccedil;oğaldığını anlattılar.</p><p>Rus bilimadamlarının bu &ccedil;alışması bazı bilim &ccedil;evrelerince kuşkuyla karşılandı. İngiltere'nin prestijli Reading &Uuml;niversitesi'nden tohum uzmanı Alastair Murdoch, &ccedil;alışmaya ilgili olarak, "Bu bizim beklentilerimizin &ouml;tesinde" diye konuştu.</p>    <p><strong>AA</strong></p>  <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6154/32-bin-yillik-donmus-meyveden-bitki-urettiler/</guid>
</item>

<item>
<title>Cengiz Han Türkçe konuşuyor!</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6153/cengiz-han-turkce-konusuyor/</link>
<pubDate>2012-02-21 12:00:04</pubDate>
<description>Dünya tarihinin en büyük savaşçısı Cengiz Han&amp;#39;ın hayatından esinlenerek yapılan oyun, aktör Yetkin Dikinciler&amp;#39;in sesiyle tanıtılmaya başlanıyor.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Joygame'in en fanatik oyuncuları arasından se&ccedil;im yapılarak toplamda 1950 kişiyle 'kapalı beta'sı yapılan 'Cengiz Han 2' oyunu yoğun ilgi g&ouml;r&uuml;yor.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">5 oyundan biri</span></strong></p><p>1200'l&uuml; yılların ihtişamlı d&ouml;nemini ve Moğol H&uuml;k&uuml;mdarı Cengiz Han'ın hik&acirc;yesini anlatan oyun, milyonların oynadığı, d&uuml;nyanın en pop&uuml;ler 5 oyunu arasında yer alıyor. Oyununun anlık oyuncu sayısı 800 bini aşıyor.</p><p>Bug&uuml;n</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6153/cengiz-han-turkce-konusuyor/</guid>
</item>

<item>
<title>Tersine beyin göçü operasyonu</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6152/tersine-beyin-gocu-operasyonu/</link>
<pubDate>2012-02-21 12:00:03</pubDate>
<description>Beyin göçü nedeniyle bilim ve teknolojik yatırımlarda istediği noktaya gelemeyen Türkiye, bu sorunu aşmak için &quot;bilim insanları havuzu&quot; oluşturuyor.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Erdoğan S&uuml;zer'in haberi</strong></span></p><p>D&uuml;nyadaki t&uuml;m bilim adamlarına artık havuzdan ulaşılabilecek. Bilim ve ileri teknolojiye dayalı yatırımlara hız vererek ekonomiyi daha hızlı b&uuml;y&uuml;tmeyi hedefleyen T&uuml;rkiye, d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanına dağılmış T&uuml;rk bilim adamlarının envanterini &ccedil;ıkarıyor. Bu ama&ccedil;la d&uuml;nya &ouml;l&ccedil;eğinde "Bilim insanları havuzu" oluşturulacak.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">3 AYAKLI PROJE</span></strong></p><p>Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Erg&uuml;n'&uuml;n başlattığı &ccedil;alışma 3 koldan y&uuml;r&uuml;t&uuml;lecek. &Ccedil;alışmanın ilk ayağını Bilim İnsanları Havuzu oluştururken, bu &ccedil;alışma Bilim Ataşeleri ile Bilim ve Teknoloji Konseyi yoluyla desteklenecek. Ayrıca yılda bir kez Bilim İnsanları Kurultayı toplanacak. Proje Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle y&uuml;r&uuml;t&uuml;lecek.</p><p>Bakan Erg&uuml;n'&uuml;n verdiği bilgilere g&ouml;re, bilim adamı havuzunda, T&uuml;rk vatandaşı olup yurtdışında yaşayan doktora ve y&uuml;ksek lisans &ouml;ğrencileri ile akademisyenler yer alacak. Havuz sayesinde, yurtdışındaki &uuml;niversitelerdeki araştırmacı ve akademisyenlerin sayısı, bunların hangi &uuml;lkelerde neler yaptıkları, hangi projeler &uuml;zerinde &ccedil;alıştıkları gibi konularda ayrıntılı bir veri tabanı oluşacak. Proje i&ccedil;in bilim adamlarına &ccedil;ağrıda bulunan Bakan Erg&uuml;n, "Yurtdışındaki b&uuml;t&uuml;n bilim insanlarımızı, Bakanlığımız veri tabanına kaydolmaya ve bu ailenin bir par&ccedil;ası olmaya davet ediyoruz" dedi.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">BİLİM ATEŞELERİ</span></strong></p><p>Projenin ikinci ayağını oluşturan bilim ataşeleri, yurtdışındaki b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;ilikler b&uuml;nyesinde faaliyet g&ouml;sterecek. İlk etapta bilim ve teknoloji potansiyeli y&uuml;ksek, T&uuml;rk bilim insanları ve girişimcilerin yoğun olarak yaşadığı şehirlere 'bilim el&ccedil;ileri' atanacak. Bu &ccedil;er&ccedil;evede ilk ataşeler ABD'de San Francisco ve Boston ile Japonya ve Almanya'ya atanacak.</p><p>San Francisco'da 'bilişim', Boston'da 'biyoteknoloji', 'yeşil teknolojiler', 'sağlık' ve 'enerji' gibi alanlarda k&uuml;melenmeler olduğu, bu 4 ataşeye daha sonra yeni ataşelerin ilave edileceği belirtildi. Ayrıca bulundukları b&ouml;lgede ve &uuml;niversitelerde teknoloji yatırımcılarına y&ouml;nelik temsil, tanıtma ve ağyapı ilişkileri geliştirmek amacıyla g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k esasıyla &ccedil;alışan "fahri bilim ve teknoloji temsilcileri" de atanacak.</p><p><strong><span style="color: #0000ff;">Teknolojik yatırımlar artacak</span></strong></p><p>Bakan Erg&uuml;n bu &ccedil;alışmayla bilim insanları arasında g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ağ oluşturmayı hedeflediklerini s&ouml;yledi. Proje T&uuml;rkiye'ye iki y&ouml;n&uuml;yle katkı sağlayacak. &Ccedil;alışma bir yandan tersine beyin g&ouml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n yolunu a&ccedil;arken diğer yandan T&uuml;rkiye'deki &ouml;zel sekt&ouml;r&uuml;n teknolojik yatırımları i&ccedil;in gerekli insan g&uuml;c&uuml;ne kolay ulaşmasını, dolayısıyla yeni buluşlara hız vermesini sağlayacak. Bilim insanlarının desteğiyle teknolojik yatırımların hız kazanacağı ve T&uuml;rkiye'nin teknoloji &uuml;reten &uuml;lkeler ligine y&uuml;kselebileceği ifade ediliyor.</p><p>Bug&uuml;n</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6152/tersine-beyin-gocu-operasyonu/</guid>
</item>

<item>
<title>1 milyon telefonu yolcu getirdi!</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6151/1-milyon-telefonu-yolcu-getirdi/</link>
<pubDate>2012-02-21 12:00:02</pubDate>
<description>Geçen yıl BTK&amp;#39;ya kaydettirilen 17 milyon 839 bin 954 cep telefonu ithalat yoluyla Türkiye&amp;#39;ye gelirken, yolcu beraberinde getirilen cep telefonu sayısı ise 1 milyon 15 bin 621&amp;#39;i buldu.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>AA muhabirinin BTK istatistiklerinden yaptığı derlemeye g&ouml;re, ge&ccedil;en yıl T&uuml;rkiye'ye ithalat yoluyla getirilen 13 milyon 988 bin 992'si tek sim kartlı cep telefonu BTK'ya kaydedildi. 2011 yılında ithalat&ccedil;ıların BTK'ya kaydettirdiği &ccedil;ift sim kartlı telefon sayısı da 3 milyon 850 bin 962 oldu. İthalat yoluyla &uuml;lkeye getirilip kaydı yapılan cep telefonu ise 17 milyon 839 bin 954'e ulaştı.</p><p>2010 yılında ithalat&ccedil;ıların kaydettirdiği cep telefonu sayısı 14 milyon 280 bin 730 olmuştu. B&ouml;ylece ge&ccedil;en yıl resmi yollardan ithal edilen cep telefonu 2010 yılına g&ouml;re d&ouml;rtte bir oranında arttı. Ge&ccedil;en yıl ithalat&ccedil;ılar kanalıyla BTK'ya en fazla cep telefonu kaydı, 1 milyon 823 bin 218 ile Nisan ayında ger&ccedil;ekleştirildi.</p><p>Yine ge&ccedil;en yıl kayıt altına alınan cep telefonlarından 176 bin 376'sı ise T&uuml;rkiye'de &uuml;retildi. Bir yılda kayıt altına alınan her 100 cep telefonundan sadece 1'i T&uuml;rkiye'de &uuml;retildi.</p><p>İmalat&ccedil;ı başvurusu ile kayıt altına alınan IMEI sayısı 2010 yılında ise 894 bin 282 olmuştu. T&uuml;rkiye'de &uuml;retilip BTK'ya kayıt edilen cep telefonu sayısı, ge&ccedil;en yıl 2010 yılına g&ouml;re y&uuml;zde 80 oranında azaldı.</p><p>Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen cep telefonu sayısı ise 1 milyon 15 bin 621'e &ccedil;ıktı. 2010 yılında bu sayı 761 bin 66 olmuştu. B&ouml;ylece ge&ccedil;en yıl yurt dışından yolcu beraberinde getirilip resmi yollarla kayıt altına alınan cep telefonu sayısı bir &ouml;nceki yıla g&ouml;re &uuml;&ccedil;te bir (y&uuml;zde 33,4) oranında arttı.</p><p>Bu s&uuml;re i&ccedil;inde yurt dışından gelen yolcular, resmi yollardan en &ccedil;ok cep telefonunu Temmuz ve Ağustos aylarında getirdi. Ge&ccedil;en yıl BTK'ya bireysel başvuru yoluyla kaydettirilen telefon sayısı Temmuz ayında 139 bin 368'i, Ağustos ayında ise 105 bin 409'u buldu.</p><p>2011 yılında yurtdışından yolcu beraberinde getirilip kayıt altına alınan cep telefonu sayısı aylara g&ouml;re ş&ouml;yle ger&ccedil;ekleşti:</p><p>AylarOcakŞubatMartNisanMayısHaziranTemmuzAğustosEyl&uuml;lEkimKasımAralıkToplamTelefon Sayısı52.36152.54372.23587.19785.88895.293139.368105.40996.26855.59677.96295.5011.015.621</p><p>&Ouml;te yandan, ge&ccedil;en yıl 29 bin 734 cep telefonunun savcılık ve mahkeme talimatıyla elektronik haberleşme bağlantısı kesilirken, 5 bin 888 cep telefonu da a&ccedil;ıldı. Bilgi ve İhbar Merkezi'ne telefon yoluyla yapılan kayıp ve &ccedil;alıntı cep telefonu ihbarlarının sayısı 32 bin 670'i buldu. Bu ihbarların 29 bin 60'u doğrulanırken, 3 bin 610 ihbar ise doğrulanamadı.</p>    <p><strong>AA</strong></p>  <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6151/1-milyon-telefonu-yolcu-getirdi/</guid>
</item>

<item>
<title>iPad satışı resmen yasaklandı!</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6150/ipad-satisi-resmen-yasaklandi/</link>
<pubDate>2012-02-21 09:05:02</pubDate>
<description>Çin&amp;#39;in güneyindeki Guangzhou eyaletine bağlı Huizhou şehrindeki orta derecede bir mahkeme, Apple&amp;#39;ın iPad satışını ülke çapında resmen yasakladı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p><strong><span style="text-decoration: underline;">Halil Şen'in haberi<br /></span></strong><br />&Ccedil;in medyasında yer alan haberlerde, Shenzhen merkezli Proview Technology adlı bir şirketin, Apple'ın iPad &uuml;r&uuml;n&uuml;ndeki isim hakkı y&uuml;z&uuml;nden a&ccedil;tığı davada nihai amacına ulaştığı bildirildi. Huizhou yerel mahkemesinin, Apple'ın iPad satışını &uuml;lke &ccedil;apında resmen yasakladığı belirtildi. <br /><br />Haberlerde, iPad'in isim hakkını 2000 yılından bu yana elinde bulunduran Proview şirketinin, ge&ccedil;tiğimiz Ekim ayında &Ccedil;in mahkemesine başvurduğu, Aralık ayında sonu&ccedil;lanan dava neticesinde haklı bulunduğuna dikkat &ccedil;ekildi. Apple ise kararı temyiz etmişti. <br /><br />Apple'ın s&ouml;zc&uuml;s&uuml; Carolyn Wu, "Proview'un 10'dan fazla &uuml;lkede elinde bulundurduğu isim hakkını, birka&ccedil; yıl &ouml;nce satın aldık ancak Proview şirketi anlaşmaya uymuyor. Hong Kong mahkemesi, bu konuda bizim tarafımızda" dedi. <br /><br />&Ccedil;in'de ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde internet &uuml;zerinden satış yapan Amazon China ve Suning şirketleri, iPad'i satış kataloglarından &ccedil;ıkaran ilk online satıcılar olmuştu. Hebei eyaletinin merkezi Shijiazhuang ve Henan eyaletinin merkezi Zhengzhou'da iPad'ler raflardan kaldırılmıştı. Pekin ve Şanghay'daki resmi Apple mağazaları ise halen s&uuml;reci takip ettiklerini ve resmi bir karar alınmasını beklediklerini duyurmuştu. <br />Proview firması, markanın tescilinin 2001'den beri ellerinde olduğunu savunuyor. Apple ise ilgili şirketin tescilini 2006 yılında İngiltere menşeli "IP Application Development (IPAD)" şirketinden aldığını &ouml;ne s&uuml;r&uuml;yor.<br /><br /><strong>FACEBOOK'U KORKU SARDI <br /></strong><br />Apple ile &Ccedil;inli şirket arasında yaşanan isim hakkı davası, Facebook isimli sosyal paylaşım sitesini de harekete ge&ccedil;irdi. Facebook da kendi markasının isim hakkı ile ilgili sıkıntılarla karşılaşma riskinden endişe ediyor. <br /><br />&Ccedil;in'de 2006 yılından beri faaliyet g&ouml;steren Facebook, hem İngilizce hem de &Ccedil;ince olarak kendi markası altında 61 tescil satın aldı. Facebook temsilcisi East IP Group, Facebook'un t&uuml;m bu isimlerinin yerel olarak tescillendiğini ancak sahip olunmadığını, bunun da &Ccedil;in'de b&uuml;y&uuml;k bir sorun yaratabileceğinden dolayı endişelerinin bulunduğunu a&ccedil;ıkladı.</p>    <p><strong>CİHAN</strong></p>  <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6150/ipad-satisi-resmen-yasaklandi/</guid>
</item>

<item>
<title>Uçakların geride bıraktığı izler</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6148/ucaklarin-geride-biraktigi-izler/</link>
<pubDate>2012-02-21 00:00:02</pubDate>
<description>Karbondioksitin yanı sıra su buharı ve nitrik asit de bırakan uçaklar, insanların yol açtığı karbondioksit salınımı nedeniyle küresel ısınmaya tuz biber ekiyor.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>U&ccedil;akların neden olduğu gazların iki temel bileşeni bulunuyor. Karbondioksit ve su buharı. Buna bir de ozon oluşumu ya da ayrışımı i&ccedil;in nitrik asit ekleniyor. Karbondioksit gibi su baharı ve ozon da kızıl&ouml;tesi gazlar grubuna dahil olup, u&ccedil;ağın yaydığı ısıyı toplayarak yeniden yayma &ouml;zelliğine sahip. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi DLR'den Fizik Enstit&uuml;s&uuml; Başkanı Prof. Dr. Ulrich Schumann, bu nedenlerden dolayı hava ulaşımının, atmosferin ısınması &uuml;zerinde etkileri olduğunu belirtti. Schumann, hava ulaşımının k&uuml;resel ısınmada, insanların sorumlu olduğu payda y&uuml;zde &uuml;&ccedil;l&uuml;k bir orana sahip olduğuna dikkat &ccedil;ekti.</p><p>Karbondioksit eşit olarak dağılıyor</p><p>U&ccedil;ak yakıtı, diğer adıyla kerosen, y&uuml;zde 86 karbon ve y&uuml;zde 14 hidrojenden oluşuyor. Karbon yanma sırasında havadaki oksijenle birleştiği i&ccedil;in bir u&ccedil;ağın yaktığı her bir kilogram kerosen i&ccedil;in t&uuml;rbinlerden 3,15 kilogram karbondioksit atmosfere salınıyor. Schumann, atmosferde uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; olan karbondioksitin bu yolla yerk&uuml;rede eşit olarak dağıldığını belirtti.</p><p>Karbondioksit, atmosferin t&uuml;m katmanları arasında rahat&ccedil;a dolaşabildiği i&ccedil;in u&ccedil;uş y&uuml;ksekliğinin 10 bin metreden y&uuml;ksek ya da yer y&uuml;zeyine daha yakın mesafe olması bir fark yaratmıyor. Sonu&ccedil;ta, hava ulaşımı aracılığı ile insanların yol a&ccedil;tığı karbondioksit salınımının k&uuml;resel ısınmaya etkisi ş&ouml;yle &ouml;zetlenebilir: İnsan yapımı karbondioksitin yaklaşık y&uuml;zde 2,2'si yeniden hava trafiğine karışıyor. Karbondioksit salınımında bu oran kara ulaşımında yaklaşık y&uuml;zde 14 iken, deniz ve demiryolu taşımacılığında ise toplamda y&uuml;zde 3,8'i buluyor.</p><p>Minik su damlaları</p><p>Karbondioksitin aksine, su buharının iklime verdiği zararı tespit etmek olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;. Bir kilogram kerosenin yanmasıyla 1,23 kilogram su buharı meydana geliyor. Sıcak ve nemli yanıcı gazların, daha soğuk hava ile karışarak yoğunlaşması sonucunda ise su buharı, minik su damlalarına d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Eksi 40 santigrat derece gibi soğuk havalarda oluşan damlalar, buz kristalleri haline geliyor. Bu kristaller, u&ccedil;akların arkalarında bıraktığı gaz izi olarak da g&ouml;r&uuml;lebiliyor.</p><p>Peki, bundan sonra ne oluyor? Bu &ouml;ncelikle u&ccedil;ağın tam olarak nerede, yani atmosferin daha alt katmanındaki troposferde mi yoksa daha y&uuml;ksekteki stratosferde mi bulunduğuna bağlı. Schumann, troposferin, atmosferde hava hareketlerinin en fazla ve karışımın en iyi olduğu katman sayıldığını belirtirken, stratosferde ise karışımın daha az olduğunu ifade etti.</p><p>Stratosfer son derece kuru bir katman. Burada havadaki su buharının hacmi 0,01 promilden daha az. Bu nedenle de bu katmanda, u&ccedil;ağın geride bıraktığı gaz izindeki buz kristalleri de kısa s&uuml;rede buharlaşabiliyor. Ancak su buhar hacminin &ccedil;ok daha y&uuml;ksek olduğu troposferde bu pek de m&uuml;mk&uuml;n değil. U&ccedil;ağın geride bıraktığı gaz tamamen hava şartlarına g&ouml;re belirleniyor.</p><p>Havanın &ccedil;ok nemli olduğu durumlarda, buz kristalleri ve gazlar genleşerek, Sirr&uuml;s bulutlarına d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor. Schumann gazların nemli hava i&ccedil;inde, bir nevi yoğunlaşma &ccedil;ekirdeği vazifesi g&ouml;rerek, kendi su hacimlerinde genişleme imkanı bulup, kalın bulutlara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;klerini ifade etti. Fizik uzmanı Schumann, hava ulaşımının yaklaşık y&uuml;zde 10 ila 20'sinde bu sonucun oluştuğuna ve hava trafiğinin yerk&uuml;renin bulutlanmasında etkili olduğunu vurguladı.</p><p>Oluşan bulutların k&uuml;resel ısınma ve iklimler &uuml;zerindeki etkileri konusunda ise &ccedil;elişkiler mevcut. Bir yanda, g&uuml;nd&uuml;zleri kısa s&uuml;reli g&uuml;n ışığının bir kısmının u&ccedil;akların bıraktığı gaz izleriyle yeniden uzaya geri yansıdığı belirtiliyor. Daha a&ccedil;ık bir tabirle, u&ccedil;akların bıraktığı gaz izleri, yerk&uuml;rede bir g&ouml;lgenin oluşmasına yol a&ccedil;ıyor. Bu g&ouml;lgede de hava daha soğuk. Diğer yandan, oluşan buz krtistallerinin Sirr&uuml;s bulutları i&ccedil;inde uzun dalgalı kızıl&ouml;tesi ışınları emdiği belirtiliyor. Ki bu ışınların bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; de yeniden d&uuml;nyaya geri yansıyor. Bu iki olasılıktan hangisinin ağır bastığı ise uzmanlar i&ccedil;in &ouml;nemli bir araştırma konusu olmayı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor. Prof. Dr. Schumann, t&uuml;m bunların yanında, u&ccedil;akların geride bıraktığı gazların k&uuml;resel ısınma &uuml;zerindeki etkisinin baskın olduğuna dikkat &ccedil;ekiyor.</p><p>İs partik&uuml;lleri</p><p>U&ccedil;ak atık gazları geride bir de minicik is partik&uuml;lleri bırakıyor. Bu partik&uuml;llerin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kleri ancak 5 ile 100 nanometre arasında. Tabii, su buharı u&ccedil;ak t&uuml;rbininde yoğunlaşma sırasında bu partik&uuml;llerden de etkileniyor. &Uuml;stelik u&ccedil;ak atığı gazlar olmadan da bu partik&uuml;llerin uzun bir zaman atmosferde barınması m&uuml;mk&uuml;n. Bu nedenle bir&ccedil;ok uzman is partik&uuml;llerinin, atmosferde dağıldıktan g&uuml;nler ve hatta haftalar sonrasında dahi, yoğunlaşma &ccedil;ekirdek&ccedil;iği vazifesi g&ouml;rerek, Sirr&uuml;s bulutlarının oluşumunda etkili olabilecekleri g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; savunuyor. &Ouml;te yandan is partik&uuml;lleri, atmosferdeki buz oluşumuna yol a&ccedil;an &ccedil;&ouml;l tozları ya da asit damlaları gibi diğer partik&uuml;llerle yarışır bir durumda ki bu da durumu daha da vahim hale getiriyor.</p><p>Almanyanın Sesi</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6148/ucaklarin-geride-biraktigi-izler/</guid>
</item>

<item>
<title>Microsoft yeni müzik servisi mi açacak?</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6146/microsoft-yeni-muzik-servisi-mi-acacak/</link>
<pubDate>2012-02-20 15:02:05</pubDate>
<description>Microsoft, Zune&amp;#39;dan aradığını bulamamış gibi gözüküyor. Çünkü söylentilere göre Microsoft, Zune&amp;#39;un yerine geçecek yeni bir müzik servisinin hazırlıkları içerisinde.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>G&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re<strong> Microsoft</strong>, m&uuml;zik sekt&ouml;r&uuml;n&uuml;n i&ccedil;inde yer almak istiyor fakat bir t&uuml;rl&uuml; yaptıklarıyla tatmin olamıyor.</p><p>Urge, Zune derken <strong>Microsoft</strong>'un halen yeni bir macera peşinde koştuğu s&ouml;yleniyor. MTV ile ger&ccedil;ekleştirdiği Urge'nin başarısız olmasından sonra Zune'u yapan Microsoft, Zune ile hem MP3 Player hem de m&uuml;zik servisi hizmetine girmişti.</p><p>MP3 Player sekt&ouml;r&uuml;nde başarılı olamayıp<strong> <span style="color: #0000ff;">Zune'un &uuml;retimini durduran</span></strong> <strong>Microsoft</strong>, Zune hizmetini &uuml;r&uuml;nlerinin i&ccedil;ine yerleştirerek bizce başarılı da olmuştu.</p><p>Şu an i&ccedil;in Windows Phone 7 ve Xbox 360'ın i&ccedil;inde bulunan <strong>Zune</strong> m&uuml;zik hizmeti, Zune Pass ile aylık 9.99 dolar karşılığında sınırsız m&uuml;zik hizmeti sunuyor.</p><p>Abone olan kullanıcılar ayda bu paraya Xbox'da internet &uuml;zerinden, Windows Phone 7'de ise cihazlarına milyonlarca m&uuml;ziği indirerek dinleyebiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="50423" src="http://static.shiftdelete.net/img/article_new/zunehaber1329732457.jpg" alt="" /></p><p>Ancak<strong> Microsoft</strong>'un bu yılın yani 2012'nin sonlarına doğru yeni bir m&uuml;zik hizmetini başlatacağı konuşulanlar arasında.</p><p>Zune ile ne alıp veremediği var bilemiyoruz fakat yeni m&uuml;zik servisinin de Zune gibi Windows Phone 7 ve Xbox cihazlarında olacağı s&ouml;yleniyor.</p><p>Bir diğer s&ouml;ylenti de <strong>Microsoft</strong>'un bu işi<strong> HTC</strong> ya da <strong>Nokia</strong> işbirliği ile yapacağı.</p><p><span style="color: #0000ff;"><strong>Yehhu.ORG</strong></span></p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6146/microsoft-yeni-muzik-servisi-mi-acacak/</guid>
</item>

<item>
<title>Samsung LCD üretimini bırakıyor</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6145/samsung-lcd-uretimini-birakiyor/</link>
<pubDate>2012-02-20 15:02:04</pubDate>
<description>LCD TV alınacak olduğunda akıllara gelen ilk firmalardan biri Samsung. Dünyanın en büyük panel üreticilerinden olan Samsung, LCD üretimini sonlandırma kararı aldı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>LCD panel üreticileri arasındaki lider isimlerden <strong>Samsung</strong>, LCD üretimini bırakıyor.</p><p>Bloomberg'in haberine göre LCD üretiminden 700 milyon dolar zarar eden Samsung, LCD pazarından çekilip buradaki kaynaklarını OLED teknolojisine yatırma kararı aldı.</p><p>Geleceğin teknolojisi olarak görülen OLED ekranlar, özellikle akıllı telefonlarda sıkça kullanılıyor. <strong>Samsung</strong>'un ürettiği Super AMOLED Plus ekranlar, renk doğruluğu ve incelik açısından oldukça başarılı sonuçlar veriyor.</p><p>2018 yılında OLED ekran pazarının 20 milyar doları aşması bekleniyor. <strong>Samsung</strong>'un bu alana yoğunlaşması şirket için mantıklı bir karar olabilir.</p><p style="text-align: center;"><img id="preview_image" src="http://static.shiftdelete.net/img/article_new/11314785740.jpg" alt="" /></p><p>Ayrıca <strong>Samsung</strong>'un daha ince televizyonlar yapma isteği ile LCD, çelişen bir teknolojiydi. Bakalım önümüzdeki zamanlarda nasıl televizyonlar göreceğiz?</p><p><span style="color: #0000ff;"><strong>Yehhu.ORG</strong></span></p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6145/samsung-lcd-uretimini-birakiyor/</guid>
</item>

<item>
<title>Facebook&#39;un Hacker&#39;ı 8 ay hapis yatacak</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6144/facebookun-hackeri-8-ay-hapis-yatacak/</link>
<pubDate>2012-02-20 15:02:03</pubDate>
<description>İngiltere&amp;#39;de yaşayan ve daha önce Yahoo&amp;#39;ya güvenliğini nasıl sağlayacağını bir nevi öğretmesiyle ünlenen Glenn Mangham, Facebook&amp;#39;un devamlılığını tehdit ettiği gerekçesiyle cezalandırıldı.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>İngiliz Glenn Mangham bir yazılım geliştirme b&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;ğrencisi. Ge&ccedil;mişte <strong>Yahoo</strong>'nun arama motorları konusunda g&uuml;venliğini nasıl daha da arttırabileceği konusunda kendisine danışılmasıyla bir anda teknoloji d&uuml;nyasında tanınır hale gelmişti.</p><p>Aradan ge&ccedil;en zamanda Glenn Mangham'ın boş durmadığı da ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde ortaya &ccedil;ıkmıştı. Mangham'ın <strong>Facebook</strong>'u birka&ccedil; &ouml;nce hack'leyerek kullanıcıların gizli bilgilerine erişmesi y&uuml;z&uuml;nden FBI tarafından evi basılmış ve yakalanmıştı.</p><p>Devam eden yargı s&uuml;recinde karar aşamasına gelindi ve Mangam, <strong>Facebook</strong>'ta bulunan kişisel bilgileri &ccedil;almak ve bu sayede Facebook'un geleceğini tehdit etmek su&ccedil;undan sekiz ay hapis cezasına &ccedil;arptırıldı.</p><p>Davanın <strong>Facebook</strong> şirketine 200.000 dolar civarı bir masrafa neden olması ve FBI i&ccedil;in "pahalı" olarak adlandırılan bir soruşturmayı i&ccedil;ermesi de kararın &ccedil;ıkmasında etkili oldu.</p><p style="text-align: center;"><img src="http://static.shiftdelete.net/img/article_new/face1329688957.jpg" alt="" width="400" height="320" /></p><p>Mangham savunmasında, "Daha &ouml;nceki d&ouml;nemde Yahoo'nun g&uuml;venliğinin artırılması i&ccedil;in yardımda bulunmuştum. <strong>Facebook</strong>'u hack'lediğimde de amacım aslında buydu. K&ouml;t&uuml; bir şey yapmadım." demesi karara etki etmedi.</p><p><span style="color: #0000ff;"><strong>Yehhu.ORG</strong></span></p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6144/facebookun-hackeri-8-ay-hapis-yatacak/</guid>
</item>

<item>
<title>Araba ve uçak yakıtı üreten yaprak</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6143/araba-ve-ucak-yakiti-ureten-yaprak/</link>
<pubDate>2012-02-19 12:00:03</pubDate>
<description>Fotosentezden sonra karbonhidrat yerine araba ve uçaklarda da kullanılabilecek yakıt üreten yaprak geliştirildi.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start -->  <p>Daily Telegraph&rsquo;ın haberine g&ouml;re Glasgow &Uuml;niversitesi bilim insanları, &ouml;yle bir yapay yaprak &uuml;rettiler ki, bu yapraktan elde edilen &uuml;r&uuml;n&uuml;n ne olduğunu duyan şaşırıyor. &ldquo;Turbo g&uuml;c&uuml;nde&rdquo; diye tarif edilen bu &uuml;r&uuml;nler, aslında bildiğimiz yapraktan farksız olarak, fotosentezle besleniyor. Ancak fark beslenmede değil, &uuml;retimde.</p><p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yapraklar, fotosentezin ardından alışılanın aksine karbonhidrat değil, araba ve u&ccedil;aklarda da kullanılabilecek yakıt &uuml;retiyor. Ayrıca yaprak yakıtının t&uuml;ketilmesi halinde, atmosfere fazladan gaz salınmamış olunuyor ve &ccedil;evreye zarar verilmiyor. Bu ilgin&ccedil; buluşa, 2 yıl i&ccedil;inde &ldquo;ince ayar&rdquo; yapacaklarını a&ccedil;ıklayan araştırmacılar, 5 yıl i&ccedil;inde de bunların kitlesel &uuml;retimine ge&ccedil;ilmesini ve yeni bir alternatif enerji kaynağı olarak g&uuml;ndeme gelmesini &ouml;ng&ouml;r&uuml;yor.</p>      <!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6143/araba-ve-ucak-yakiti-ureten-yaprak/</guid>
</item>

<item>
<title>Güneş'ten eşsiz dans görüntüleri!</title>
<link>http://www.yehhu.org/haberler/6141/gunesten-essiz-dans-goruntuleri/</link>
<pubDate>2012-02-18 09:00:03</pubDate>
<description>Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'ya ait uzay aracı, Güneş'in yüzeyindeki hortum benzeri devasa oluşumların eşsiz görüntülerini elde etti.</description>
<content:encoded><![CDATA[<div><!-- google_ad_section_start --><p><a class="sendToGaleri" href="galeri/gunesten-essiz-dans-goruntuleri/">GALERİ İÇİN TIKLAYIN</a></p><p>NASA'nın Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) uzay aracı, 7 ve 8 Şubat'taki 30 saatlik izleme periyodu boyunca, yüzeyden fışkıran hortum benzeri süper-sıcak plazma patlamalarının 'dans edişine' şahit oldu. <br />SDO görevindeki bilim insanları, Dünya üzerinde rüzgârın etkisiyle oluşan hortumların aksine, Güneş'teki plazma hortumlarının yıldızdaki güçlü manyetik alan tarafından şekillendirildiğini kaydediyor. <br /><br />NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Terry Kucera, "Bu hortumlardan bazıları neredeyse bizim gezegenimizle aynı boyutlarda. Saatte 483 bin kilometre hızla hareket ediyorlar. Bir karşılaştırma yapacak olursak, Dünya'daki en büyük ve yıkıcı F5 derecesindeki kasırgalar, saatte 482 kilometre hıza ulaşabiliyor" dedi. <br /><br />2010 Şubat'ında uzaya fırlatılan SDO uzay aracının 5 yıl boyunca NASA'nın Güneş araştırmalarında kullanılması planlanıyor.<br /><br /></p>    <p><strong>CİHAN</strong></p>  <object width="432" height="344"><param name="movie" value="habervideo.swf"/><param name="allowFullScreen" value="true"/><param name="AllowScriptAccess" VALUE="always"/><param name="bgcolor" value="#000000"/><param name="flashVars" value="file=http://video.haber7.com/videos/flv/20120218075906.flv&allowfullscreen=true&autostart=false&backcolor=0x000000&frontcolor=0xCCCCCC&lightcolor=0x557722"/><embed src="habervideo.swf" flashVars="file=http://video.haber7.com/videos/flv/20120218075906.flv&allowfullscreen=true&autostart=true&backcolor=0x000000&frontcolor=0xCCCCCC&lightcolor=0x557722" width="432" height="344" type="application/x-shockwave-flash" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" /></embed></object><!-- google_ad_section_end --></div>]]></content:encoded>
<category domain="http://www.yehhu.org/haberler/">Haberler</category>
<dc:creator>dinamiknet</dc:creator>
<guid isPermaLink="true">http://www.yehhu.org/haberler/6141/gunesten-essiz-dans-goruntuleri/</guid>
</item>

</channel>
</rss>
